JPost: Suriye artık Suriye değil, Osmanlı İmparatorluğu’nun ayrılmaz bir parçası
Suriye’de 61 yıllık rejimin çökmesi, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Türkiye ile yakın ilişkileri ve ABD-İsrail aparatı terör örgütü YPG/PKK’nın bölgedeki varlığının tehlikeye girmesi İsrail’de alarm zillerini çaldırmaya devam ediyor.

İsrail merkezli sağcı The Jerusalem Post gazetesi, Misgav Ulusal Güvenlik ve Siyonist Strateji Enstitüsü üyesi ve eski Knesset Üyesi Ruth Wasserman Lande imzasıyla yayımlanan analizde “Suriye artık Suriye değil, yükselen Osmanlı İmparatorluğu’nun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.” denilerek bu durumun İran’ın Irak üzerindeki etkisine benzer olduğu ifade edildi.

Yazar, bu gelişmelerin yalnızca Orta Doğu’yu değil, küresel çapta “radikal İslam ile modern dünya” arasındaki geniş çaplı mücadelenin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini öne sürdü.

KIRILAN Şİİ EKSİNDE TÜRKİYE BOŞLUĞU DOLDURMAK İSTİYOR
Lande’nin analizinde, Türkiye’in Suriye’deki gelişmeleri, özellikle İsrail’in Şii eksene yönelik saldırılarının yarattığı boşluğu doldurma fırsatı olarak gördüğü savunuldu.

LİDERLİK ERDOĞAN’DAN DESTEK KATAR’DAN
Ayrıca, İran öncülüğündeki Şii ekseni ile Erdoğan’ın liderliğinde Katar tarafından desteklenen Sünni eksen arasında süregelen mücadeleye dikkat çekilerek, her iki tarafın da İslami hilafet kurma çabası içinde olduğu iddia edildi.
Analizde, bu rekabetin yalnızca Orta Doğu’da değil, Batı’da da kendini gösterdiği ve özellikle ABD, Kanada, Avrupa ve Avustralya’daki radikal hücrelerin oluşturulmasına yönelik bir yarışa dönüştüğü ileri sürüldü.

ERDOĞAN’IN ENERJİ PLANLARI
Analizde, Erdoğan’ın yalnızca askeri ve diplomatik alanda değil, enerji alanında da bir güç merkezi inşa etmeye çalıştığı iddia edildi.
Türkiye’nin, Türk dünyasındaki etkisini (Türkmenistan, Özbekistan, Azerbaycan vb.) kullanarak, İran’ı devre dışı bırakacak alternatif bir enerji güzergahı oluşturmayı hedeflediği belirtildi.

“İSRAİL-S.ARABİSTAN-ABD İŞBİRLİĞİ TÜRKİYE’NİN PLANI BOZAR”
Bu bağlamda, Erdoğan’ın Suudi Arabistan ile son dönemde güçlenen ilişkileriyle bu planı daha da ileriye taşıdığı ifade edildi. Ancak, İsrail-Suudi Arabistan-ABD ekseninde kurulması planlanan enerji işbirliği gerçekleşirse, Türkiye’nin bölgedeki öneminin azalabileceği kaydedildi.
Erdoğan’ın, Müslüman Kardeşler’e yakın duruşu sebebiyle bu süreci engellemeye çalışacağı iddia edildi.

NATO ÜYESİ TÜRKİYE İSRAİL İÇİN BİR TEHDİT
Analizde, Türkiye’nin NATO üyesi olması nedeniyle bu politikanın İsrail açısından büyük bir tehdit oluşturduğu vurgulanarak, İsrail’in bu konuda ABD ile yakın bir diplomatik çalışma yürütmesi gerektiği öne sürüldü.

Türkiye’nin bölgesel hedeflerinin yalnızca Suriye ile sınırlı olmadığı, aynı zamanda Kudüs’ü İslami sembolizm açısından önemli bir kazanım olarak gördüğü ifade edildi.
Erdoğan’ın, Suriye’deki Sünni grupları destekleyerek ve PKK/PYD’nin özerklik taleplerini bastırarak bu hedefe ulaşmak için çalıştığı iddia edildi.

Son olarak, analizde, Washington yönetiminin sadece İran’ın bölgesel nüfuzuna karşı değil, aynı zamanda Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin Sünni eksenine karşı da dikkatli olması gerektiği vurgulandı.
Trump yönetiminin İran’a yönelik olası askeri bir müdahalesi durumunda, Türkiye ve Katar’ın da yakından takip edilmesi gerektiği ifade edildi.





