Yaşar Büyükanıt
| Yaşar Büyükanıt P.1961-2 |
|
|---|---|
| 2001’de Genelkurmay II. Başkanıyken. | |
| 25. TSK Genelkurmay Başkanı | |
| Görev süresi 28 Ağustos 2006 – 28 Ağustos 2008 |
|
| Yerine geldiği | Hilmi Özkök |
| Yerine gelen | İlker Başbuğ |
| Türk Kara Kuvvetleri Komutanı | |
| Görev süresi 29 Ağustos 2004 – 25 Ağustos 2006 |
|
| Yerine geldiği | Aytaç Yalman |
| Yerine gelen | İlker Başbuğ |
| 1. Ordu Komutanı | |
| Görev süresi 20 Ağustos 2003 – 20 Ağustos 2004 |
|
| Yerine geldiği | Çetin Doğan |
| Yerine gelen | Hurşit Tolon |
| TSK Genelkurmay II. Başkanı | |
| Görev süresi 30 Ağustos 2000 – 30 Ağustos 2003 |
|
| Yerine geldiği | Edip Başer |
| Yerine gelen | İlker Başbuğ |
| Kişisel bilgiler | |
| Doğum | 1 Eylül 1940 Eyüp, İstanbul, Türkiye |
| Ölüm | 21 Kasım 2019 (79 yaşında) Acıbadem Maslak Hastanesi, Sarıyer, İstanbul, Türkiye |
| Ölüm nedeni | Solunum ve kalp yetmezliği |
| Defin yeri | Karacaahmet Mezarlığı, İstanbul |
| Evlilik(ler) |
Bilge Filiz Büyükanıt
(e. 1971; ö. 2019) |
| Çocuk(lar) | 1 |
| Bitirdiği okul |
|
| Mesleği | Asker |
| Ödülleri | |
| Askerî hizmeti | |
| Bağlılığı | |
| Branşı | |
| Hizmet yılları | 1961-2008 |
| Rütbesi | |
| Birimi |
|
| Komutası |
|
Mehmet Yaşar Büyükanıt (1 Eylül 1940 – 21 Kasım 2019), Türk asker. Türk Silahlı Kuvvetlerinin 25. Genelkurmay Başkanı.
Eğitim ve askerlik kariyeri
1 Eylül 1940’ta İstanbul’un Eyüp ilçesinde doğdu. 1959 yılında Erzincan Askerî Lisesinden, 1961 yılında Kara Harp Okulundan mezun oldu. 1963 yılında Piyade Okulunu bitirdi. 1983-1986 yılları arasında Kuleli Askerî Lisesi Komutanlığı, 1986-1988 yılları arasında da Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanlığı yaptı.
1988’de tuğgeneral rütbesine terfi ederek 2. Zırhlı Tugay komutanlığı ve AFSOUTH İstihbarat daire başkanlığı yaptı. 1992 yılında tümgeneral rütbesine terfi etti. Bu rütbede Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği ve 3 yıl süreyle Kara Harp Okulu Komutanlığı görevlerini yürüttü. 1996 yılında korgeneral rütbesine terfi etti. 2000 yılında orgeneral rütbesine terfi etti. 2004 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığına atandı. Büyükanıt, eğer 2 gün erken doğsaydı bu görevinden emekli olacaktı ancak 1 Eylül doğumlu olduğu için 31 Temmuz 2006 tarihinde de Genelkurmay Başkanlığına atandı. 30 Ağustos 2008 tarihinde emekli oldu.
Politik tartışmalar
9 Kasım 2005 Şemdinli olayları sırasında olay mahallînde bomba ve silahlarla yakalanan astsubay Ali Kaya hakkında yaptığı “Tanırız kendisini, iyi çocuktur.” şeklindeki beyanatıyla yargıyı etkilemeye çalıştığı öne sürüldü ve olay ile ilgili savcılık iddianamesinde “örgüt kurmak, sahte belge düzenlemek ve görevi kötüye kullanmak” iddialarıyla Genelkurmay tarafından hakkında soruşturma açılması istenildi. Genelkurmay Başkanlığı ise bir bildiri yayınlayarak Savcı Ferhat Sarıkaya’yı eleştirdi. Yaşar Büyükanıt 2009 yılında yayınlanan sunumunu Mehmet Ali Birand’ın üstlendiği 32. Gün programında sözlerinin çarpıtıldığını aslında Ali Kaya’nın yargılanmasından önce “Tanırım bunu iyi çocuktur ama bir suç işlemişse cezasını çeker. Bunu kestiniz mi anlam gidiyor tamamen.” ve buna ek olarak “Bir meczubun ifadesine dayanarak. Hiçbir belge yok, ne alakası var çete kurmakla.” ve “Bir gazeteci arkadaşım iddianame yayınlanınca üzüntülerini bildirmek için aradı ben de ona üzülme biz dağda da bunlarla boğuştuk mahkemede de boğuşuruz avukat tutmaya bile ihtiyaç duymam çıkar kendimi savunurum” dedi.
Kendi döneminde, 2007 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesindeki Genelkurmay internet sitesinden yayınlanan bir bildiri nedeni ile uzun süre gündemde kalmış, açıklama, medya tarafından E-muhtıra olarak adlandırılmıştır.[5] Emekli olduktan 8 ay sonra ilk kez 32.Gün programında verdiği 7 Mayıs 2009 tarihli röportajda, E-muhtırayı bizzat kaleme aldığını açıklamıştır. 4 Mayıs 2007 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda yaptıkları ikili görüşme, çeşitli iddialara neden olmuş, fakat her iki taraf da görüşülenlerin gizliliğini korumuştur.
WikiLeaks’in 29 Kasım 2010 tarihinde yayınladığı diplomatik belgelerin 22 Mart 2011’de yerel basında yer alan kısmına göre, Özkök’e karşı olan yedi general şöyle isimlendiriliyordu: Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri ve MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tunçer Kılınç. Aynı belgede Büyükanıt’ın ise ikili oynadığı söyleniyordu.
Özel hayatı ve ölümü
17 Kasım 2019’da ölümüne kadar Filiz Büyükanıt’la evli olup bir kız çocukları vardı. İngilizce bilen Büyükanıt ayrıca Beykent TV’de, Kırmızı Çizgi adlı programı sunmuştur. Beykent Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (BÜSAM)’da danışman olarak çalışmıştır. Yaşar Büyükanıt İstanbul’da kalp yetmezliği tedavisi gördüğü bir hastanede 21 Kasım 2019’da 79 yaşında öldü. Cenazesi askerî törenin ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedildi.
Yaşar Büyükanıt, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 6040 sicil numaralı üyesiydi ve Fenerbahçe taraftarıydı.[10] Ayrıca Diyarbakır’da 7. Kolordu Komutanı olarak bulunduğu sırada Diyarbakırspor’un maçlarına da giderdi.
-
Yaşar Büyükanıt’ın Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezarı -
Yaşar Büyükanıt’ın Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezar taşı
Ayrıca bakınız
- E-muhtıra
27 Nisan Bildirisi

27 Nisan Bildirisi ya da E-muhtıra, Türk Silahlı Kuvvetleri adına Genelkurmay Başkanlığının cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısı ile 27 Nisan 2007 tarihinde gece saat 23.20’de yaptığı, laiklikle ilgili açıklama. Türkiye kamuoyunda hâkim olan görüş, basın açıklamasının “muhtıra” olduğu yönündedir. Bildiri internet aracılığıyla verildiği için “e-muhtıra” olarak da adlandırılmıştır.
Genelkurmay Başkanlığının 12 Nisan tarihinde, yapılacak Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yaptığı ve birçok köşe yazarının katıldığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin “Atatürkçülüğe, laikliğe ve cumhuriyetin temel ilkelerine sözde değil, özde bağlı” bir cumhurbaşkanı adayı profilinin çizildiği “basın bilgilendirme toplantısı”nın ardından yaşanan adaylık sürecinin ve rejim ile ilgili kaygıların değerlendirildiği ve şimdiye kadarki Genelkurmay Başkanlığı basın açıklaması metodolojisine uymayan açıklama ile başlayan süreç.
Açıklamanın ardından birçok gazeteci ve yazar tarafından yapılan değerlendirmelerde bu açıklamanın olağan bir açıklama sayılamayacağını, bunun Genelkurmay Başkanlığı tarafından alışılmadık bir üslup ile kaleme alındığı ve bir muhtıra olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır.
Açıklama, 29 Ağustos 2011’de Genelkurmay Başkanlığının sitesinden kaldırılmıştır.
Bildiri
ile ilgili metin bulabilirsiniz.
27 Nisan gece yarısına az bir zaman kala resmî internet sitesi üzerinden yapılan açıklamada adaylık süreci ile 23 Nisan öncesi yurdun birçok yöresinde laiklik karşıtı ve din bezirgânlığı olarak nitelendirdikleri olayların gelişiminin vahim derecede olduğu ve bunun rejime meydan okuma olarak değerlendirilmesi gerektiği yer almış, bununla birlikte TSK’nin yasalar ile kendine düşen görev ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyecekleri de dile getirilerek dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt 2009 yılında katıldığı bir TV programında bu internet açıklamasının kendisi tarafından yazıldığını fakat bunun bir muhtıra olmadığını söylemiştir.
Bildiri süreci
Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresinin Mayıs ayında dolacak olması sebebi ile başlayan cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili olarak özellikle ana muhalefet partisi CHP’nin, Türkiye’nin tepedeki üç makamın da Millî Görüşçü olmaması ve cumhurbaşkanının tüm partilerin uzlaşısı ile seçilmesi gerektiği düşüncesine birçok sivil toplum kuruluşu ile (cumhurbaşkanının, TSK’nin başkomutanı sıfatı taşıdığı gerekçesi ile) müdahil olması, AK Parti ve diğer sivil toplum kuruluşlarının da kendi adayını desteklemek istemesi taraflar arasında gerginliği tırmandırmıştır. Sezer’in bu gibi tutumlarla, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve bazı medya organları tarafından cumhurbaşkanının tarafsızlığına aykırı olduğu belirtilmiştir.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt 12 Nisan’da cumhurbaşkanının Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanı olması sıfatı ile bu seçimlerin kendilerini de yakından ilgilendirdiğini belirtmiş ve seçilecek cumhurbaşkanının cumhuriyetin temel ilke ve kuralları ile Atatürkçülüğün gereklerine sözde değil özde bağlı olması gerektiğini beyan etmesine ve birçok sivil toplum kuruluşu tarafından organize edilen 14 Nisan Cumhuriyet Mitingi’nin netice vermemesi sonucu süreç doğal olarak başlamıştır.
AK Parti Merkez Yönetim Kurulu Erdoğan’a seçimle ilgili tam yetki vermişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı adayını belirlemek üzere AK Parti içerisinde ağırlığı olan ve Millî Görüşçü olarak anılan TBMM Başkanı Bülent Arınç ile yaptığı görüşmeler sonucunda, sunduğu birkaç isimden hiçbirinin istenmemesi ve Arınç’ın ya kendisinin ya da Abdullah Gül’ün olmasını istemesi sonucu Abdullah Gül’ü aday ilan etmiştir.
Etkileri
ile ilgili metin bulabilirsiniz.
Hükûmet bildiriyi üzerine almış ve Hükûmet Sözcüsü Cemil Çiçek ertesi gün bir basın açıklaması yaparak Hükûmetin de laiklikten yana olduğunu bildirmiştir. Hükûmet alışılmadık bir şekilde, daha önceki askerî müdahalelerin ardından hükûmetlerin takındığı tavırların aksine muhtırayı sert bir tepkiyle karşıladı. Cemil Çiçek konuşmasında Genelkurmay Başkanı’nın resmî olarak Başbakan’a bağlı olduğunu, görevleri itibarıyla Başbakan’a karşı sorumlu olduğunu belirtti.
Kenan Evren, ordunun gerek gördüğü için böyle bir açıklama yapmış olduğunu ve bunun görevi olduğunu belirtmiştir.
Mecliste temsil edilen CHP, ANAP, DYP, HYP, SHP ile TBMM’de sandalyesi olmayan DSP, MHP, İP liderleri erken seçim kararı alınarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yeni Meclis tarafından yapılması gerektiğini basın açıklamaları ile belirtmişlerdir. Ancak Hükûmet, böyle bir yolu tercih etmediklerini ve seçim sürecinin devam edeceğini açıklamışlardır. Abdullah Gül ise adaylıktan çekilmeyeceğini açıklamıştır.
TBMM’de 27 Nisan 2007 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi 1. turunda toplantı yeter sayısı olan 367 sayısına ulaşılamadığı gerekçesiyle CHP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan itiraz başvurusu 1 Mayıs 2007 tarihinde haklı bulunarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 1. turu iptal edilmiştir. Bu gelişmeler üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 24 Haziran ya da 1 Temmuz tarihinde erken seçime gidileceği açıklaması yaptı.
Ayrıca, 1971 ve 1980’de olduğu gibi askerlerin cumhurbaşkanlığı sürecine artık müdahil olmalarını engellemek için, Anavatan Partisinin teklifi TBMM tarafından kabul edilerek Anayasa değişikliği yapıldı ve bundan sonra cumhurbaşkanlarının 5 senede bir doğrudan halk (cumhur) tarafından seçilmesi kabul edildi. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve CHP itiraz ettikleri için bu değişiklik referandum ile halkoyuna sunuldu ve %68 oy oranı ile kabul edilerek kesinleşti.
Yorumlar
Muhtıra sonrası yapılan yorumların özeti:
- CHP Parti Sözcüsü Mustafa Özyürek (Muhtıranın yayınlanmasından hemen sonra NTV’ye telefonla bağlanarak): “Tabii bu bir muhtıradır. Hükûmetin bunun gereğini yerine getirmesi gerekir.”
- CHP Genel başkan Yardımcısı Onur Öymen (Muhtıradan bir gün sonraki açıklaması): “Genelkurmay’ın tespitleri bizim tespitlerimizden farklı değildir. Altına imzamızı atarız. ‘Ne mutlu ‘Türk’üm.’ diyene!’ sözünü kimse küçümseyemez ve bunu küçümseyenleri devletin düşmanı sayarız. Türkiye’yi Atatürk düşmanlarına teslim etmeyeceğiz.”
- CHP Genel Başkanı Deniz Baykal (Muhtıradan sonra verdiği ilk röportajında): “Bu tablonun değişeceğini meydanlar gösterdi. Müdahaleye uğrayan yönetimlere halk sahip çıkmadı. Halkımız devlet organlarıyla çatışanlara sahip çıkmaz. Bu ortamda mağduriyet yok dayatma var. Anayasa Mahkemesi 367 kararını onaylamazsa ülke çatışmaya gider.”
- CHP Genel Sekreteri Önder Sav (Muhtıranın ardından Anayasa Mahkemesi’nin verdiği 367 kararından sonra): “Gözümüz aydın, Türkiye’nin gözü aydın.”
- Nur Serter (Muhtıradan bir gün sonra Çağlayan’daki Cumhuriyet Mitingi’nde yaptığı konuşma): Genelkurmay Başkanı’na “memur” diyen bir zihniyete karşı Türk Silahlı Kuvvetlerinin önünde, şanlı ordumuzun önünde saygıyla eğiliyoruz. Türk ordusu çok yaşa. Türk ordusu, 27 Nisan’da bizim sesimizi duymuş, bizim sesimize sahip çıkmış, demokrasiye sahip çıkmıştır. 27 Nisan’da Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek iradesine sahip çıkmıştır.
- TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ: “AKP toplumda git gide artan ve TÜSİAD’ın da paylaştığı laik rejimi koruma kaygısını yeterince dikkate almıyor. Genelkurmay Başkanlığının açıklamasıyla yaratılan fiili durum demokratik teamüllere uygun değil. Laikliği ve demokrasiyi korumak için bir an önce genel seçimlere gidilmeli.”
- Oktay Ekşi (Hürriyet): “Bu adı konmamış bir muhtıradır. Genelkurmay Başkanı’nın sözleri gayet açık, eğer demokrasinin kavram ve kuramlarını kullanarak bu cumhuriyetin laik karakterini tahrip etmek onu yıkmak istiyorsanız biz buna müsaade etmeyiz diyor.”
- Tufan Türenç (Hürriyet): “Tabii ki bu bir muhtıradır. Bu muhtıranın özü AKP’nin çıkardığı cumhurbaşkanı adayına Türk Silahlı Kuvvetlerin karşı olduğunu açıklıyor.”
- Ertuğrul Özkök (Hürriyet): “Demokrasi kaygısıyla sadece askeri eleştirmek, ne adil ne yararlı ne de sonuç verici bir girişim olacaktır. Çünkü o bildiride savunulan görüşler, toplumun önemli bir bölümü tarafından paylaşılmaktadır.”
- Yılmaz Özdil (Sabah): “Hâlâ deniyor ki bundan sonraki adım ne olur? Bundan sonraki adım, tank olur. Gücüm var diye dayatırsan, gücü olan sana dayatır.”
- (Hıncal Uluç): “Ordu sonuna kadar bekledi… Gerekli uyarıları en demokratik şekilde yaparak, “Sözde değil, özde” diyerek bekledi.”
- Ural Akbulut (Eski ODTÜ Rektörü): “Bu ikinci 28 Şubat’tır. TSK her şeye rağmen soğukkanlı davranmıştır.”
- İsmail Küçükkaya (Akşam): “Sürecin kötü yönetilmesiyle ‘kaçan fırsatı’ ve ‘Genelkurmay’ın çok sert açıklamasıyla yeni olanağı’ görelim.”
- Ece Temelkuran (Milliyet): “Genelkurmay’ın açıklamasıyla mitinglerin daha da coşmuş olması bu mitingleri otomatik olarak militarist yapmaz.”
- Fikret Bila (Milliyet): “TSK, türbanın ve temsil ettiği zihniyetin Çankaya’ya çıkmasına karşı ilkesel bir duruş sergilemiştir.“
- Ahmet Hakan (Hürriyet): “’Muhtıraya karşıyız.’ diyeceğiz ve ötesini söyleyemeyecek miyiz? Ben ötesini de söylerim arkadaş.”
- Nuray Mert (Radikal): “Şimdi Genelkurmay bildirisini öne çıkarıp, bu fetihçi zihniyetin arkasında durmak istemiyorum.”
- Erdal Şafak (Sabah): “Rehn Beyefendi son olarak Genelkurmay Başkanlığının ‘e-muhtıra’sı için esip gürledi… Ama Batı basınında da özellikle son dönemde ısrarla vurgulanan ‘Türkiye’nin laik kurumlarının altının oyulması’ girişimleri için ‘Not ediyoruz.’ demekle yetindi.”
- Emekli Orgeneral Tunçer Kılınç: “Kamuoyuna bilgi veriliyor ve bunların gereği yapılmazsa istenmeyen şeylerin olabileceği mesajı verilmek isteniyor.”
Tepkiler
Yabancı haber ajansları ise acil kodu ile üyelerine basın açıklamasını servis ettiler. Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, TSK’nin demokratik laikliğe ve demokratik değerlere saygı gösterdiğini ispatlaması için seçim sürecine karışmamasının gerektiğini söyledi.
Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice: “ABD Türkiye’nin demokrasi ve anayasal gelişim sürecini, dolayısıyla seçimle işbaşına gelenleri tam destekliyor. Cevabımız evettir, ABD de Avrupa Birliği’nin bu konuda Türkiye’ye verdiği destekle aynı pozisyondadır.” şeklinde bir açıklama yaptı.
Türkiye’deki yazarlardan açıklamaya karşı çeşitli yorumlar geldi. Star gazetesi yazarlarından Mehmet Altan “‘internet muhtırası’ doğrudan demokrasiye bir müdahaledir” yorumda bulunurken Milliyet gazetesi Yazarı Hasan Cemal konuyla ilgili “Hayır!” başlıklı yazısında askerî müdahalelerin toplumsal düzen ve gelişime zarar verdiği yorumunda bulundu. Radikal gazetesinden İsmet Berkan, bildirinin bir askerî darbe uyarısı olduğu yorumunu yaparak geleceği haber verilen bu darbeden kurtulmak için alınması gerektiğine inandığı tedbirleri yazdı.
Özgürlük ve Dayanışma Partisi genel başkanı Ufuk Uras ise “Muhtıraya Hayır! Sözde Değil, Özde Demokrasi İstiyoruz” başlıklı bir basın açıklamasında bulunarak Genelkurmay açıklamasını eleştirdi.
Basın açıklaması, Genelkurmay Başkanlığı web sitesinden yapılması nedeniyle esprili olarak “e-muhtıra” şeklinde anıldı.
Bülent Arınç bildirinin yayımlanmasından dört yıl sonra katıldığı bir toplantıda yaptığı bir değerlendirmede “Sakın ha! Cumhurbaşkanını seçmeyin anlamında. Bize aba altından sopa gösteriyor. Kime? Hükûmete. Kime? Meclis’e. Hiçbir demokraside böyle bir müdahaleyi kabul etmek mümkün değil. Ama zannettiler ki ben böyle yazar, korkutursam onlar teslim olurlar. ‘Hazır ol’ denildiği zaman hep başüstüne diyen sivil iktidarla karşılaştı onlar.” şeklinde demeç vererek bildirinin müdahale niteliğinde olduğunu ifade etmiştir.
Mehmetçik Her Şey Vatan İçin